Yüreğim öyle açık, sana duyduğum sevgi öyle büyük ki tüm bunların yanında; “Bu basit cümleleri, notu sana yazmadan edemeyeceğim.”

 

Öyle içim içime sığmıyor. İçimde bir sonsuzluk. Bunu benzetebileceğim bir şey bulmakta çok zorlanıyorum. Ama en çok da 3 yaşındayım sanki. Sende hep bir çocuğum. Her şeyi yeniden öğreniyorum. Yeniden doğuyorum. Okuduğum hiçbir dilde, dinde açıklayamıyorum.

 

Her zaman, her şeyi Gorki’den; “Beni bilimle anla, felsefeyle anla ve tarihle yargıla iki gözüm.”  sözü ile açıklayabileceğimi düşünürdüm. Ama, ne sen beni bilimle anlarsın, ne de ben seni tarihle yargılayabilirim.

 

Öğrendiğim, okuduğum hiçbir bilimde, felsefede böyle bir şeye bunu dayandıramıyorum. Tarih desen; yaşamın en güzel günlerini yaşıyor, hissediyor gibiyim. En çok da seni yaşıyor gibiyim, sınırlı olmayan mekan, sınırlı olmayan zamana gitmiş gibiyim.

 

Mozart’ın küçük ve gözleri görmeyen bir kız çocuğuna ay ışığını anlatmak için bestelediği “Moon Light”ı gibiyim.

 

Bir gece tanıştığım, adını dahi hatırlamadığım bir arkadaşım, Polonya’da bana şunu söylemişti: “Evren kendi içine doğru sonsuza kadar genişler, sen içindeki evrene dikkat et!” demişti. Çok sarhoştu. Pek dikkate almamıştım.

 

Şimdi anlamaya çalışıyorum. İçimdeki evren.

Yıldızlar sana çok yakışıyor, sevgilim.

Yine basit bir cümle ile: “Seni içimdeki evren kadar çok seviyorum!”

 

30 Ağustos 2021

signature.png